Havalar puslu , pusulam kırık .Kimliğim silinmiş ,güneş kayıp
21/2/2009 ·

Filistin
10/2/2009 ·

http://colorone.deviantart.com/art/FiListin-108432259
Yada tek kalan siyah
6/10/2008 · Kategori: Kendi kalemimden cikanlar
http://sebofanmemo.deviantart.com/art/Yada-tek-kalan-siyah-92242768
Gidiyorum bugün görmediğim bir yere doğru
Bazı şeyleri unutmak kafayı boşaltmak en iyisi
Zaten yazlar bunun için değilmi hepimiz bunun için istemiyormuyuz yazları
Yoksa neye yararki bu kavurucu sıcaklar
Neye yararki?
Doğudaki insanlar gibi değilimki ben
Alışkın değilim acılara kırgınlığa
Mayın üzerinde bir hayatım yokki benim patlamaya dayanıklı
Her an yıkılmaya elverişliyiz batı şehirlerindeki bizler.
Ihtiyaç duyuyoruz ondan yenilenmeye
Geride bırakıp habersizce kaçmaya
Üstümüze gelen müptelası olduğumuz şehirlerden uzaklaşmaya
Kaçmalıyım buradan beyaz mevsimlere geri dönmek için
Bu gidişin sonu yine başladığı yer olacak
Sıfırdan bir başlangıç yapmalı.
Duvarlarımdakı kara golgeler silinmeli,
Beyaza boyanmış olmalı .
Tatil köylerindeki eski yunan evleri gibi
Yada hiçbirisi olmayacak beyazlar çoktan beni terketti
Belkide bundan sonra elimde kalan tek renk
Elimdeki tek renk güzel Lübnan sahillerine dökülmüş zift siyahıdır
Duvarlarım hep siyaha boyalı kalacaktır.
Mehmet Sabi
1 Temmuz 2008
Kuşatılmış Hayat Melodramları
6/10/2008 · Kategori: Siir - Oyku - Yazi alintilar
Artık karşılaştığımız insanların çoğu kilo verdiğimizi veya aldığımızı söyleyerek konuşmaya başlıyor. Uzun süredir görüşmemiş olsak da konuşma bu sözlerle başlıyor nedense. Oysa onca zamandan sonraki ilk karşılaşmamızda daha derin cümleler kurarak sohbete başlamamız gerekmez mi?
Gözlerimizin içine bakıp, oralarda, daha derinlerde yer tutan bir duyguyu anlamak, kilo alınıp alınmadığını anlamaktan daha zor. “Birbirimizin içine bakabilmek” yetisini kaybettik. Bu yüzden de bir bakıştan anlaşılabilecek özelliklerimizle başlıyoruz konuşmaya.
Peki bir dostu sokaktaki herhangi bir insandan ayırt eden şey nedir?
**
Babam evde yoksa, okula giderken mahallemizdeki bakkalımızdan harçlık alabileceğimizi biliyorduk. Şimdi “bir çocuğun marketten harçlık isteyebilmesi” fikrine ne kadar uzak duruyorsak, hayat o kadar acımasız ve mekanik bir hale dönmüş demektir.
Bakkal, komşu, mahallenin delikanlısı, pencere önü teyzeleri…
Bütün bunlar katı kuşatmanın içinde açılan delikler olarak hayatımızı kolaylaştırıyordu. Şimdi nefes alacak küçücük bir aralık bile kalmadı.
Bu kuşatmanın sonunda, ruhlarımızı işgalden korumanın bir yolu yok gibi!
Kapitalizm, insanların birbirlerine merhamet duymasını engelleyebilmek için yüzyüze iletişim yerine kurumsal kimliklerin iletişimini önceler.
Merhamet, modern ekonomik ilişkilerde en büyük günahlardan biridir. Bir hesap hatasından veya stratejik yanlışlardan geri dönmek mümkündür. Oysa merhamet geri dönülemez bir zaaf olarak algılanır.
Bir yoksulun yüzüne bakan insanda küçücük bir vicdan kırıntısı bile varsa, o yoksula yardım etmek ihtiyacı doğar. Oysa bir markete herhangi bir şirkete girdiğinizde insanlarla değil, soyut bir kurum kimliğiyle muhatap olursunuz.
“Sonra öderim” sözünü duymayalı ne kadar uzun zaman oldu…
Kapitalizm yüzyüze bakmamaktır.
Kapitalizm insansızlıktır.
**
Bir pazar yerinde, tezgahlar kalktıktan sonra sokaklarda dolaşıp, yere atılan sebze ve meyvelerden toplayan kadınlar kimsenin yüzüne bakmazlar.
Biz de onların yüzüne bakamayız aslında.
Usulca yere eğilip, yerde duran sebzelerin arasından seçtiklerini koyu renk pazar çantalarına koyarlar.
Öyle zannediyorum ki, o kadınların komşuları da bundan habersizler. Yada habersizmiş gibi yapmak en rahatı.
O kadınlar insanlığın günahlarını toplamak için akşam üzerleri yeryüzüne inen mitolojik varlıklar gibi.
Abartıyorum. Düpedüz gerçekler işte! Utancımdan böyle söylüyorum.
Tarik Tufan
http://www.tariktufan.com/kusatilmis-hayat-melodramlari/Kalk Kudüs’e Gidelim Sevgilim
11/8/2008 · Kategori: Siir - Oyku - Yazi alintilar
Bazı şehirleri özlemek, tek gözlü bir odaya toplaşıp, annenin yaptığı sıcak tarhana çorbasıyla ısınmayı özlemek gibidir.O şehirlerin sokakları, annenin ellerine benzer. Ağrıdan çatlayacak gibi duran alnını okşar durur gecenin bir yarısında. Annelerin duası varsa, şehirlerin de duası vardır mırıldanıp durduğu.
Bu başağrılarım beni öldürecek biliyor musun?
Kalk Kudüs’e gidelim sevgilim. Tanrı şehrine gidelim.
Tanrı bizi gözetsin, korusun, kollasın Kudüs hatırına. Kalbimizin ağrısı, başımızın ağrısı, ruhumuzun ağrısı hafiflesin şehre yaklaştıkça.
Tarhana çorbası içer gibi içimize çekelim, gökyüzünde yaratılıp yeryüzüne indirilen bu şehrin sokaklarını. Kudüs’ün bulutlarından tespih yapıp “subhanallah” çekelim.
Peygamber sükunetine erelim şehrin sokaklarında. Tur’a çıkalım. Bağıralım boğazımızı yırtarcasına; “Rabbimiz biz de aşk ehliyiz bize de yüzünü göster!”
Tur Dağı paramparça olsun, kalbimiz paramparça olsun aşktan.
Kalk Kudüs’ gidelim sevgilim.
Meryem sırtını o ağacın gövdesine yaslayıp, bir intifada doğursun. Alnında biriken terleri silelim. Ellerinden sıkıca tutalım. Rabbimiz kuruyan ağacın dallarına meyveler versin.
Yahya peygamberin yanında büyüsün çocuklar. Elleri taş tutacak yaşa gelsin. Kalpleri aşk tutacak yaşa.
Sokaklarına atalım kendimizi. Adımızı söyleyelim kontrol noktalarında. Horlanalım, ezilelim, bekleyelim saatlerce. Vazgeçmeyelim inatla.
Kalk Kudüs’e gidelim sevgilim.
Çöp bidonlarının arasında dolaşalım. Bak şu küçük çocuk var ya vuracaklar onu! Hani babasının arkasında duran. Başını babasının sırtına dayayan çocuk. İşte o! Vuracaklar birazdan onu. Çöp bidonlarının arasında dolaşalım. Endişe etme çocukların kalbine değen kurşunlar sekmezler hiçbir yere.
Mescide gidelim. Yıkılacaksa üzerimize yıkılsın boşver. Sen elimi sıkı tut korkma.
Mescide gidelim. Bir bayram namaza kılalım şehirle birlikte. Zekeriya’nın yanında saf tutalım. Ve Musa’nın ve İsa’nın ve Yakup’un. Bekle birazdan Ömer de gelir buralara.
Şu beyaz sakallı adamı görüyor musun? İşte onun tekerlekli sandalyesini itelim birlikte. Nereye gitmek isterse oraya. Hayfa’dan aldığımız portakalları ikram edelim, o çok sever.
Birlikte Zeytindağı’na çıkalım şehre bakalım doya doya.
Kalk Kudüs’ gidelim sevgilim.
Tanrı bizi gözetsin, korusun, kollasın Kudüs hatırına. Kalbimizin ağrısı, başımızın ağrısı, ruhumuzun ağrısı hafiflesin şehre yaklaştıkça.
Tarık Tufan
« Önceki ::