İnşallah kelimesi (Elif Safak- Zaman)

11/8/2007 · Kategori: Kose Yazilari

İslam dünyası boyunca -ülke, kıta, şehir farketmez- nereye gitseniz yanınıza alabileceğiniz iki kelime var: İnşallah ve Maşallah. Bu iki kelime o kadar evrensel ki ne vizeye ihtiyaçları var ne pasaporta. Diledikleri gibi seyahat edebilirler tüm dünyada.

Bu sene İtalya'da verdiğim bir konuşmadan sonra yanıma gelen Filistinli yaşlı kadını hatırlıyorum. O sadece Arapça ve biraz da İtalyanca biliyordu. Bu iki dili de konuşamadığım için kadıncağızla anlaşamayız, konuşamayız sandım. Oysa o parmağıyla kitaplarımı, sonra da masanın üzerinde duran kalemimi işaret etti, gülümseyerek "Maşallah!" dedi. Ardından beni işaret edip eliyle bir çember çizdi havada, "İnşallah!" diye ekledi. Cümle kurmadan, İngilizce ya da Fransızca gibi ortak bir dile gerek duymadan, yanımıza çevirmen çağırmadan, sadece ve sadece bir "Maşallah" bir de "İnşallah" ile bana mesajını iletmeyi başardı o yaşlı kadın.

"Maşallah çok güzel yazıyorsunuz, inşallah tekrar gelin, tekrar kesişir yollarımız..."

Ben de gülümseyerek "inşallah" dedim.

"İnşallah, inşallah..." diye güldü ağız dolusu.

Tek farkı, o bu kelimeyi Arapçanın verdiği alışkanlıkla; a harfini açarak, yayarak. Ben Türkçeden gelen aksanla söyledim, daha hızlı, daha kapalı telaffuz ederek. Ama gayet rahat anladık birbirimizi.

Gündelik hayatımda üç kelimeyi çok sık kullandığımı fark ettim. Sırasıyla, "eyvallah", "inşallah" ve "maşallah". Birinci kelimeyi çok kullanmam zaman zaman etrafımdaki erkeklerden hayret dolu laflar işitmeme sebep oluyor. "Erkek lafıdır eyvallah, kadına yakışır mı bilmem!" diyenler dahi oldu. Kelimelerin de mülkü varmış gibi. Oysa kadınlara yakışır eyvallah, hem de nasıl.

Gelelim "inşallah" ile "maşallah"a. Yakın arkadaşlarımın önemli bir kısmı ya damardan sol veya kökten liberal ya da feminist /postfeminist yahut nihilist çevrelerden gelir. Bunların önemli bir kısmı pozitivist-rasyonel insanlardır. Zaman zaman takılırlar bana: "şu derviş merviş işlerinden ne anlarsın bilmeyiz..." Senelerdir birbirimizi böyle kabullenmişiz. Ama ilk defa bu hafta sadece inançla ve ruhaniyetle ilgili meselelere farklı baktığımızı değil kelimeleri de farklı kullandığımızı gördüm. Nasıl mı? İnşallah kelimesi yüzünden...

Sevgili bir dostumla sohbet ederken geçenlerde, ikimizin de beklediği bir hadiseden söz açıldı. Ben de "inşallah" diyecek oldum. "Ne münasebet!" dedi arkadaşım cevaben. Tuhaf bir sessizlik oldu aramızda. Anladım ki o inşallah kelimesini negatif bir şey olarak algılıyor. Bir anlamda "olmayacak duaya amin demek". Zaten gerçekleşme ihtimali düşük olan bir şeyi belirtiyor inşallah kelimesi ona göre. O da tepki gösteriyor. "İşimiz inşallaha maşallaha kaldıysa, iyi valla!" diyerek.

Oysa ben daha farklı kullanıyorum "inşallah" kelimesini. Olması kuvvetle muhtemel bir meseleden bahsederken, "son tahlilde Allah'ın izniyle olacak/olur" anlamında kullanıyorum. Benim gözümde inşallah kelimesini cümleye eklemek o işin gerçekleşme ihtimalinin düşük olduğunu göstermiyor katiyyen.

Bir temenni var inşallah kelimesinde, bir de tevazu var kanımca.

İlginçtir, ben "inşallah" kelimesiyle yurtdışında gayet sorunsuz derdimi anlatıyorum da kendi ülkemde farklı çevreler arasında bu kelimenin anlam yitirdiğine tanık oluyorum.
07 Ağustos 2007, Salı

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Yok öyle şimdi zeytinyağı gibi su üstüne çıkmak!

26/7/2007 · Kategori: Kose Yazilari

Şimdi bütün köşeciler Baykal’a hücum ediyor. Yok iyi yönetememiş, yok politikası iyi değilmiş, yok canavarı zamanında o yaratmış.

Yok öyle şimdi zeytinyağı gibi su üstüne çıkmak!
Memlekette “türbanlılar mı?.. Ay ne kaka” diyen tek Baykalmış gibi..
Memleket deli gibi ki kutba ayrıldıysa Baykal falan değil SİZ pek sayın köşeciler SORUMLUSUNUZ!

Yazdığınız yüzlerce saçma sapan din düşmanı, halk düşmanı yazı yüzünden.
Yarattığınız monşer, elit havası yüzünden.
Bir biz biliriz, halk bilmez, salak bunlar havası yüzünden.

Baş örtülüye geri zekalı, namaz kılana yobaz, soyunmak istemeyen gerici dediğiniz için.

Siyaset yapmanın TEK sizin “sade” hakkınız olduğunu düşünüp “ama örtülerini siyasal simge yapıyorlaaaar” gibi ne idüğü belirsiz iddialar üretip, (bana siyasal simge olmayan tek bir şey söyleyin?) “sakin olun yahu, bırakın istedikleri gibi örtünsünler” diyenlere de “işbirlikçi, demokrasi adına şuursuzluk eden romantik geri zekalılar” muamelesi yaptığınız için.

Yok öyle Baykal’a yüklenip temize çıkmak!
“Yok yani ben hakikaten etrafımda türban reklamını bırak türbanlı falan BİLE görmek istemiyorum” diyebilecek kadar şuursuzlaştığınız için. (Türkiye’nin yüzde yetmişi kapalı ulan!)

Üniversitelerdeki kanuni ayrımcılık hiç umurunuzda olmaz hatta bunu haklı bulurken topu topu 25 tane mi ne tesettür oteli var ve oraya açıkları almıyorlar diye ki alanlar var- bunu memleketin en büyük ayrımcılığı olarak gördüğünüz için.

AKP’li dediğin “göbeğini kaşıyan, kıllı, fanilalı, ebleh” insanlardır diyecek kadar edepsizleştiğiniz için.
AKP’li olmasın da MHP’li olsun, GP’li, gerekirse Saadet Partili olsun diyecek kadar müptezel olduğunuz için..

Sabah akşam, gece gündüz yılın 365 günü Melih Gökçek yazdığınız için.

Yalan yanlış testis haberleri yüzünden.

Evet bunlar yüzünden, itici, gülünç ve inandırıcılıktan uzak olduğunuz için AKP yüzde 48 oyla başımıza geçti.
H H H

Bekir Coşkun efendi etrafında AKP’ye oy vereceğini söyleyen tek kişiye rastlamamışmış. Ay pek şaşırmışmış!
Kendi pek muhterem gazetesinde çalışan en az ON kişi tanıyorum AKP’ye oy veren! Üstelik Emin Çölaşan ve Bekir Coşkun’a inat! Yeni de değil. 3 aydır AKP’ye oy vereceklerini söyleyip duruyorlardı. Şoförden, çaycıdan, söz etmiyorum, basbayağı meslektaşlarından söz ediyorum. Kendisi zahmet edip biraz orta ve alt kademede meslektaşlarıyla (tabii AKP’ye oy vermiş olanları meslektaşı addederse) oturup konuşsaydı, hangi fanusta oturuyorsa oradan biraz çıksaydı, “laik eş”, “elit komşu”, “Kemalist ahbap”, “e-çavuş” “türban düşmanı fino” dörtgeninden, beşgeninden çıksaydı görebilirdi bizzat çalıştığı kurumda BİLE kimler var, kimler yok.

Ama yoook! “AKP’li eşittir göbeğini kaşıyan, kıllı tüylü orangutanlardır” diye üretmiş ilkokul bir seviyesinde bir fikirimsi, dört aydır ha bire o tuhaf yaratığı aradığı için göremez tabii ki etrafındaki AKP çemberini.

Hiç öyle Deniz Baykal’ı günah keçisi yapıp Rodos’lara falan yüzmeye yollamaya kalkmayın.

Sandınız ki ettiğiniz hakaretlerden bir tek hakaretlerinizin hedefi etkilenecek. Sandınız ki “pis Türbanlı” dediğiniz zaman bir tek başı kapalılar sinirlenecek, üzülecek.

Sandınız ki bikiniyle denize giren insanlar otomatik CHP’lidir ve yanındakine yapılan hakaretlerden etkilenmeyecek.

Bu yüzde 48’in yüzde 25-30’u gerçek AKP’liden geldiyse geri kalanı da komşusuna edilen hakaretlerden rahatsız olandan geldi, bunu da bilesiniz..
Hiç Baykal’a falan suçu atmayın. Kendi ellerinizle yaptınız.

tugce.baranotti@gmail.com

(Vatan)

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!