Dışarıdaki Sanatçı: Souad Massi
11/8/2008 · Kategori: Sanat_i biyografileri

Bir sanatçı olarak başarılı olmanın yanı sıra Souad Massi’nin en büyük zorluğu Cezayir gibi bir ülkede kadın bir sanatçı olarak başarılı olmaktı. 1972 yılında hayata gözlerini açan Souad Massi, gençlik yıllarının büyük bir kısmını ciddi olarak müzik eğitimi alarak geçirdi. Kendini bildi bileli her zaman bir şarkıcı olmayı hedefleyen Massi, genç yaşında sinema ile tanıştı. Çoğu yaşıtları gibi film aktörleri ile özel hülyalara dalacağına Massi, izlediği filmlerdeki müziklere kişisel bir yakınlık hissetti. Filmlerin sayesinde Amerikan soul, Flâmenko, rock ve country müzik tarzları ile tanışan sanatçı, böylece beyaz ekranın önünde farklı müzik diyarlarına uzandı. İlk başlarda Flâmenko tarzında müzik yapan bir grubun üyesi olan sanatçı, daha sonra “Atakor” adlı bir rock grubu kurdu. Tek bir albümü olan Atakor, yaklaşık yedi yıl boyunca Cezayir’i baştan sona dolaştı. Bu vesileyle Massi hem ülkesini daha detaylı tanıdı hem de kendisi için tasarladığı kariyeri için yöresel ezgileri toparladı. Atakor ile bir göstericiden daha fazla ileriye gidemeyeceğini anlayan sanatçı, uzun birlikteliğe bir son vererek kendi solo kariyerinin peşine düştü. Zira onun amacı kendi bestelerinin süslediği kendi sözlerini dışa vurmaktı. Ancak o dönemde Massi her ne kadar tanınmış bir sanatçı olsa bile solo kariyeri beklenildiği gibi kolay olmadı. Zira Cezayir gibi zor koşullara haiz bir ülkede yaşamanın yanı sıra Souad Massi bir kadındı!
90’lı yıllar Cezayir’in çalkantılı yılları oldu. Özellikle ülkedeki kısıtlamalar, gerginlik en sonunda muhafazakâr kesim ile diktatörlük arasında bir iç savaşa gebe oldu. Sonuç olarak yaklaşık 100 bin kişi hayata gözlerini yumdu. Böyle bir dönemde solo kariyeri için çırpınan Massi, 1999 yılında Paris’te bir konser vermek üzere davet edildi. “Femmes d’Algerie” (Cezayir’in Kadınları) adlı festivalde çok başarılı bir performans sergileyen sanatçı, müzik şirketlerinin hemen dikkatini çekti. Kısa bir süre sonra umduğunu Cezayir’de bulamayacağına ikna olan Massi, Island Records ile bir sözleşme imzaladı ve böylece kendisi gibi aynı koşullarda olan çoğu meslektaşı gibi Fransa’ya göç etti.

Çok büyük bir Cezayirli nüfusuna sahip olan Fransa’ya kısa bir sürede adapte olan genç Massi, sabırsızlıkla ilk albümünün kaydı için stüdyoya kapandı. 2001’in ortalarına doğru on dört özgün parçadan oluşan “Raoui” (Hikâyeci) adlı albüm raflarda yerini aldı. Kriterler tarafından Kuzey Afrika’nın Tracy Chapman’ı olarak adlandırılan Massi, bu albümde yer alan ritmik melodiler ve sosyal içerikli sözler ile bir anda dünya müziği platformuna beklenmedik bir başarı ile damgasını attı. Cezayir’den sadece Rai müziği çıkacağına basmakalıp inanan zihniyetler bile bu yenilik karşısında hayretlerini gizlemekte zorlandı. Gitar, ud, gimbri (Arap bası) ve karkabous (Sahra çölüne özel kastanyet) enstrümanlarının süslediği Berber melodileri, Souad Massi’nin eşsiz Fransızca ve Arapça sözleri ile birleşince ortaya Cezayir’den farklı bir tarz çıktı. 60’lardaki protest sanatçıların çağdaş bir yansıması olarak ortaya çıkan Souad Massi, sempatik yapısı ve bir o kadar canlı kişiliği ile özellikle Fransa’da listelerin başında yer aldı. Albümde bulunan ‘Bladi’ ve ‘Nekreh El Kelb’ parçaları ise vazgeçilmezler arasına girdi. Albüm Fransa’da altın plak ödülüne ve Massi 2002 yılında en prestijli Dünya Müziği ödülü olan “BBC Radio 3” ödülüne layık görüldü.
Konserlerin birbirini takip ettiği yoğun bir yıldan sonra sanatçı tekrar stüdyoya kapandı ve 2003 yılında o güne kadar Kuzey Afrika’dan çıkan en başarılı albüm olarak tarihe geçecek olan “Deb” (Kalbi Kırık) adlı albümünü çıkarttı. Cesaret, yetenek, akıllılık ve güzelliğin tahrik edici karışımını ihtiva eden albüm, Atlantik’in her iki köşesinde de dizginlenemez bir ilgi ile karşılandı. Şiirsel aşk şarkıları, hareketli dans ritimleri ve yaratıcı müziksel oluşumlar ile “Deb” ilk albümün başarısını katlayarak arttırdı. Albüm içinde barındırdığı Endülüs, rai, Flâmenko, Arap ve klasik müzik harmanlaması bir ilke imza atmanın yanı sıra, katmer katmer müziğin nasıl birbirine işlenebileceğinin en başarılı örneği oldu. Elbette tüm bunlar bir zamanlar şehir planlamacı olarak çalışan Souad Massi’nin yeteneğinin yansıması.
Çocukluğunda Cezayir’in kırsal bölgesinde yer alan evindeki ufak çıplak odasında oturmuş duvardaki dünya haritasına bakarak daldığı hayalleri en sonunda gerçekleştiren sanatçı, ayrıca bir kadın olarak tüm olumsuzluklara rağmen başarmanın keyfini sürmeye başladı. Gördüğü yoğun talepler sayesinde dünyanın çoğu önemli noktasında konserler verdi (ne yazık ki hala Türkiye’ye gelmedi) ve her konser ile kaşesini arttırdı. Hatta son dönemlerde Souad Massi’nin Fairuz ve Warda’dan daha ünlü ve önemli bir Arap kadın şarkıcı olduğu söylentileri ortaya atıldı. Elbette bunu kabul etmek şu noktada mümkün değil ancak Massi’nin başarısı inkâr edilemez.
Bu kadar yoğun bir dönemde hiç hız kesmeyen sanatçı 2004 sonlarına doğru herkesçe zorluğu kabul edilen üçüncü albümü için stüdyoya girdi. “Mesk Elil” (Hanımeli) Kasım 2005’in sonunda piyasa çıktı ve raflarda yerini alır almaz Avrupa Dünya Müziği listelerine birinci sıradan girdi. Yaşadığı Paris’in şanson geleneğini, Arap müziğinin ritim ve kültürü ile birleştiren sanatçı bu albümünde yatarmış olduğu tarzın en iyi örneklerini sunuyor ve bunu hiç kimseden onay almadan yapıyor. Aynen Rachid Taha gibi sanatçı hiçbir güvercin deliğine veya kategoriye ait olmadığını gösterdi.
“Mesk Elil” albümünde sanatçı temel olarak Cezayir’e ve çocukluğuna olan özlemi dile getiriyor. Yaşadığı sokakları, çalışan sınıfı, kırsal köşelerden hayat ile cebelleşen ruhları müziği ile yansıtan sanatçı, aslında nostaljinin yanı sıra bir çığlığı dile getiriyor. Özgürlük çığlığı… Albüm günümüz Cezayir hükümetine savrulan bir eleştirel yumruk. Ülkenin bitmek tükenmek bilmeyen karmaşası, dinsel aşırıcılığın insanları sürekli kamçılaması, kadınların baskı altında tutulması, rüşvetçilik, entelektüel ve sanatsal düşünürlerin kısıtlanması bunların hepsi bir şekilde Massi’nin sözleri ile dile getiriliyor. Aslında albüm ülkesi Cezayir’in düşmüş olduğu duruma yakılmış olan bir ağıt niteliğinde.
Adını Akdeniz kıyısının vazgeçilmez bitkisi ve neredeyse Cezayir’deki her evin penceresinde olan hanımeli çiçeğinden alan “Mesk Elil” on bir parçadan oluşan bir müziksel palet. Albümün en dikkat çeken parçaları arasında yaylılar ile beslenmiş, vurmalı çağlıların çılgınlığı arasında ortaya çıkan Batı Afrika/Tuareg baharatlı ‘Ilhem’ (İlham); Kuzey Afrika/İberya düzenlemeli ‘Khalouni’ (İzin ver bana) ve Brezilya esintilerine haiz albümle adaş olan “Mesk Elil” yer alıyor. Özellikle Moritanyalı Daby Toure ve Rabah Khalfa ile kaydedilen düetler ise albümün farklı bir yöne taşıyan pencere niteliğinde.
Etkileyici sesi ile verdiği her konserde izleyicileri çekimi altına alan Souad Massi, yavaş yavaş ülkemizde de tanınmaya başlandı. Dünyanın şu an içinde bulunduğu ‘kan gövdeyi götürüyor’ hali için her zaman şarkı söylemekte ve savaşların şarkılarla noktalanabileceğine inanan sanatçı, günümüzün en etnik aktivist sanatçıları arasında yer alıyor. Sanatçının karşılıklı anlayış ve barış içerisinde dinleyicilerine yaklaşımı ise şu an herkesin ihtiyacı olan en vakitli mesaj. Kültürler arasında alışveriş ve köprü kuran Souad Massi, sade duru güzel sesi ve zarif kadınsallığı ile günümüzün en önemli dünya müziği elçileri arasında yer alıyor. Dünya Müziğinin yabancıları için ise kesinlikle başlama noktası.
Azam Ali (Niyaz)
11/8/2008 · Kategori: Sanat_i biyografileri

Azam Ali, İran’da hayata merhaba deyip, ergenlik yıllarını Hindistan’da geçirip daha sonra, müzikal bir eğitim almak amacıyla Los Angeles’a yerleşmiştir. California doğumlu ve jazz sever bir perküsyoncu olan Greg Ellis’le, 1995 yılındaki "Master Musicians of Jajouka" konserinde tanışır ve "Vas" isimli grubu kurarlar. Vas adı altında ortaya çıkardıkları eserlere Narada (önemli bir müzik şirketidir) sahip çıkar. Bundan sonra, grubun tüm albümleri ve üyelerin solo projeleri, bu şirket sayesinde dünya müzik marketlerine dağıtılır.

In The Garden Of Souls, grubun, dünyaya ve evrene bakış açılarını çok iyi bir şekilde yansıtır. Özellikle Azam Ali imzasının geçtiği cümlelerde, new-age akımının etkileri ve doğu mistisizminin ağırlığı hissedilir. Tibet çalgıları, ud, çello, zil ve ritm sesleriyle bezenmiş müziklere, Azam Ali’nin büyülü vokali eşlik eder.
"Niyaz" ismiyle kurulan grup ise; elektro-sentez üstadı, Grammy Ödülüne aday olmuş Carmen Rizzo ve bir gitarviyol ve yaylı çalgılar üstadı olan Loga Romin Torkian, ki Axiom of Choice isimli enfes bir projesi-grubu olmuştur onun da, grubun diğer üyeleridir.
Ortaçağ latin bestelerini de seslendirdiği Portals of Grace isimli albümü 90’lı yılların sonuna doğru çıkmış, akabinde kurucusu olduğu VAS grubu ile çalışmalarına 2004’e dek devam etmiştir. çok sesli elektro-etnik müziğin en iyi örneklerinden birini icra eden Azam Ali, hem popüler dinleme zevkinin hem sanatsal kriterlerin doruğunda üstün ve özgün eserler üretmektedir.

Her çalışmasıyla Billboard’dan tam puan alan sanatçı, benzersiz vokalini neredeyse bir enstrüman gibi kullanmasıyla tanınıyor
Nine heavens, geleneksel bir Türkçe halk şarkısı ‘Beni Beni”le başlar. Azam ali bu türkü için “Sufi müziğinin modern bir türüdür”, der
“Hem Loga hem de ben, Türkçe müziğinden çok etkileniriz,Türkiye ve İran’ın arasında birçok bağlantı vardır”. der şarkıda trans ritimleri Türkçe ve İranlı utların tabakalarını destekler, yeni bir alet ile üstlü kamman olarak bilinen, göreneksel İranlı kemanın daha büyü bir uyarlaması şarkılara ayrı bir renk katmıştır..
Nine heavens’de şarkıların ikisi, Hindistan’dan emir Khosrau Dehlavi’e aittir.”‘Molk e-divan’, bizim, yeni albüm için yazdığımız ilk şarkıydı”, Azam ali: “Loga ve ben, şiiri bulduk, ve bir arada müziği yazdık; Loga,ana melodiyi yaptı, ve ben, vokal çizgiyi yaptım Sonra, tüm şey, Carmen’e kaldı.yüksek ölçüde işleme tabi tutulan davul programlaması,Yakındoğu udları ve elektroniğin zengin kalın örme kumaşı ile ortaya güzel bir albüm çıktı”
Nine heavens’in diğer önemli şarkısı “Iman” dır, Loga tarafından yazılan bir ninni aslında müzikal bir dua. Ve “Feraghi” bir sürgünün şarkısıdır,yorgun bir ritme rağmen dans ve transı aynı anda hissetirecek bir harmanlamayla iki duyguyu aynı kapta sunan bir şarkı olmuştur…
Birkaç Hit Şarkısı
* Adobe
* Ben Pode Santa Maria
* Endless Reverie
* Forty One Ways
* In Other Worlds
* The Cold Black Key
* From Heaven To Dust
* In The Divide
* La Serena
* Spring Arrives
Solo Albümler
* Potals Of Grace (2002)
* Elysium Of The Brave (2006)
EP
* Elysium Remixes EP 1 (2007)
* Elysium Remixes EP 2 (2007)
Niyaz Grubu
*Niyaz (2005)
*Nine Heavens (2008)
VAS
* Sunyata (1997)
* Offerings (1998)
* In The Garden Of Souls (2000)
* Feast Of Silence (2004)
Düet Çalışmalar
* Ömer Faruk Tekbilek – One Truth (1999)
* Steve Stevens – Flamenco A Go Go (2000)
* Greg Ellis – Kala Rupa (2001)
* Dredg – El Cielo (2002)
* Kodo – Mondo Head (2002)
* Pat Mastelotto & Trey Gunn Live – Tu (2004)
* Buckethead – Enter The Chicken (2005)
* Neil Gaiman – Where’s Neil When You Need Him? (2006)
* Mercan Dede – Nefes (2006)
Soundtrack
* Don Davis – Matrix Revolutions (2003)
* Brian Tyler – Children Of Dune (2003)
* Jeff Rona – Earthsea (2004)
* Tyler Bates – Dawn Of The Dead (2004)
* Michael Danna – The Nativity Story (2006)
* Tyler Bates – 300 (2007)
Incesaz (1)
26/9/2007 · Kategori: Sanat_i biyografileri
İncesaz'ın tarihi Murat Aydemir, Derya Türkan ve Cengiz Onural'ın 1996 yılında bir araya gelmesi ile başladı. Üçlü, başta tanbur, kemençe ve kanun olmak üzere Türk Müziği sazlarının baş rollerini oynadığı, çağdaş tınılar, armoniler ve düzenlemelerin geleneksel Türk Müziği makam ve perdeleriyle birlikte yeniden üretildiği bir müzik üzerinde hemfikirdi. Aydemir ve Türkan geleneksel öğretiden, konservatuar eğitiminden, Onural ise Yeni Türkü gibi yukarıda sayılan önermeleri pop müzik düzleminde kısmen uygulamış bir grup müziğinin birikiminden gelmekteydi. 1997'de ilk albümün çalışmaları sırasında gruba kanunda Taner Sayacıoğlu katıldı ve "bir / Eski Nisan" (Kalan Müzik, 1999) bu kadroyla hazırlandı. Albüme Mahinur Özüstün ve Murat Buket vurmalı çalgılarla, Muammer Ketencoğlu akordeonla ve Uğur Işık viyolonselle katkıda bulundu. Ketencoğlu ve Işık'ın katkıları sonraki tüm albüm çalışmalarında da sürdü.
1999 - 2001 yıllarında grup Türk televizyon tarihinin iz bırakan dizilerinden birine müzik yaptı: İkinci Bahar. Bu dizinin artık piyasada tükenen soundtrack albümü de 2000 yılında yayınlandı (Post Müzik). İkinci Bahar albümü karma bir albüm olduğu için grubun daha ilk albümden benimsediği numaralamaya girmedi. Bu süreçte gruba vurmalı çalgılarda Ahmet Özbilen ve Hüseyin Tuncel katkıda bulundu.
2001 yılında bas gitarda Akın Aral'ın da katılmasıyla üçüncü incesaz albümü ortaya çıktı: "iki / Eylül Şarkıları" (Kalan Müzik, 2002). Bu albüm ağırlıklı olarak bir şarkılar albümüydü ve şarkıları TRT İstanbul Radyosu'nun değerli ses sanatçısı Melihat Gülses okuyordu.
2003 yılında vurmalı çalgılarda Engin Gürkey incesaz'a katıldı (bu katılım iki albüm boyunca sürdü). Bu ekiple üçüncü albüm tamamlandı ve Mayıs 2004'de yine Kalan Müzik tarafından yayınlandı: "üç / İstanbul'a Dair". Albümde ilk kez klasik yaylı çalgılar dörtlüsünün (kemanlar: Cihat Aşkın ve Hakan Şensoy, viyola: Efdal Altun, viyolonsel: Hakkı Öztürk) eşliği duyuluyordu. Solist sazlar olan tanbur, kemençe, kanun ve klarnet tıpkı ilk albümlerde olduğu gibi makam perdelerinden taviz vermezken, düzenlemeler ve armoni anlayışı çağdaş çizgiden geri kalmıyordu.
2001 - 2005 yıllarında incesaz, atv'de yayınlanan "Ekmek Teknesi" (yönetmen: Metin Günay) ve TRT'de yayınlanan "Çınaraltı" (yönetmen: Andaç Haznedaroğlu) dizilerinin müziklerini yaptı.
Dördüncü albüm, grubun yine yeni bir açılımı oldu. "dört /Mazi Kalbimde" albümünde, incesaz, kendi çalışmalarının yanı sıra yüzyıl öncesinin şarkılarını da yorumladı. Dilek Türkan'ın okuduğu şarkıların bir bölümü, yüzyıl başlarının zevkini ve modasını yansıtan tangolardı ve vurmalı çalgıların bu albümde öne çıktığı duyuluyordu.
2006 Mart ayından bu yana incesaz Kanal D'de yayınlanan Sev Kardeşim dizisinin müziklerini yapıyor.
incesaz, şu sıralar beşinci albümünün kayıtları ile meşgul. Bu albüm aslından birbirinden hiç de uzak olmayan Türk Müziği'nin türküleriyle şarkılarını bir araya getiriyor. Solist, Cengiz Özkan. Bu yeni çalışmanın 2007 ilkbaharında yayınlanması bekleniyor.
Yeni albüm çalışması ve 2006 konserleriyle birlikte gruba Engin Gürkey'in yerine öğrencisi ve yeğeni Türker Çolak katıldı.
İncesaz'ın bugüne kadar çeşitli projelerde birlikte çalıştığı solistler arasında (alfabe sırasıyla)
Sezen Aksu
Güzin Değişmez
Melihat Gülses
Gülcan Kaya
Çiğdem Yarkın
Zuhal Olcay
Oya - Bora
Cengiz Özkan
Leman Sam
Dilek Türkan
Münip Utandı
Aşkın Nur Yengi
bulunuyor.
--------------------------------------------------------------------------------
incesaz
Murat Aydemir, tanbur, ud, lavta
Derya Türkan, kemençe
Taner Sayacıoğlu, kanun
Akın Aral, bas gitar
Türker Çolak, vurmalı çalgılar
Cengiz Onural, gitar, buzuki, cura
Solistleri
Melihat Gülses

1958 yılında Konya - Akşehir'de doğdu.
Müziğe babası kanuni A. Tahir Köseoğlu ile başlayıp, 1976'da girdiği İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarı ses eğitimi bölümünü 1984'de tamamladı. Bekir Sıtkı Sezgin, Alaeddin Yavaşca, Tülun Korman ve Nurten Erpek'ten yararlandı. 1981 yılında TRT İstanbul Radyosu'nda görev yapmaya başladı. 1994 yılında ABD'de basılan "Tatyos Efendi" CD'sinde bestecinin eserlerini okudu. "İstanbul Hanımları" (Harem) topluluğu ile çeşitli ülkelerde konserler verdi.
1996 yılında Uluslararası İstanbul Müzik Festivali'nde "İstanbul Türküleri/Rembetiko" isimli konserde Rumca ve Türkçe olarak türkülerimizi seslendirdi. 1997 yılında yine aynı festival çerçevesinde Aya İrini'de "Viyana'dan İstanbul'a Şarkılar" isimli konserde Fransız soprano Catherine Dubosc ile birlikte Şevki Bey ve Schubert'in eserlerini seslendirdi. Kudsi Erguner ile yaptığı bu çalışmaların yanısıra Cinüçen Tanrıkorur'un 45. sanat yılı münasebetiyle düzenlenen konserde bestecinin fantezi eserlerini Cemal Reşit Rey konser salonunda okudu.
1999 yılında CRR konser salonunda "Geçmişten Günümüze Fanteziler" ve 27. Uluslararası İstanbul Müzik Festivali'nde "Klasik'ten Fantezi'ye" isimli iki ayrı solo konserini şef İhsan Özer yönetiminde özel bir türk müziği orkestrası eşliğinde verdi. 2000 yılında CRR konser salonunda "İstanbul'dan Atina'ya Türküler" isimli solo konserini verdi.
İstanbul Radyosu tanbur sanatçısı Necip Gülses ile evli olup iki çocuğu vardır.
Yayınlanan albümleri:
Tatyos Efendi
İstanbul'dan Atina'ya Türküler
Narçiçeğim
Eylül Şarkıları (incesaz ile birlikte)
Hüznün Hikayesi
Melihat Gülses resmi web sitesi
http://www.melihatgulses.net/
--------------------------------------------------------------------------------
Dilek Türkan, ses

1978'de Balıkesir'de doğdu.
1994 yılında İ.T.Ü. Türk Musikisi Devlet Konservatuarı Ses Eğitimi Bölümüne girdi ve 1999 yılında bölüm ikincisi olarak mezun oldu. Alâeddin Yavaşça ve Tülun Korman ile repertuar, Güher Güney ve Ferşan Başaka ile şan çalıştı. Konservatuara devam ettiği yıllarda (1996) TRT İstanbul Radyosuna istisna akitli ses sanatçısı olarak kabul edildi. İstanbul ve Ankara Radyolarında, gerek televizyon, gerekse radyo programları olmak üzere çeşitli konserlerde solist ve korist olarak yer aldı. 2003 yılından itibaren TRT'de sürdürdüğü ses sanatçılığının yanı sıra program yapımcısı olarak çalışmaya başladı.
Kudsi Erguner'in kurduğu "İstanbul Hanımları" grubu ile Hollanda, Belçika ve Fransa'da, Yansımalar ve İncesaz grubu ile yurt içinde çeşitli konserler verdi. Farklı gruplarla yurt içi ve yurt dışında festival ve konserlere katıldı.
Dizi müzikleri ve Türk Müziği CD'lerinin yanı sıra, Yarkın Ritim Grubu ile "Kervansaray", İncesaz grubu ile "Mazi kalbimde" albümlerinde solist olarak yer aldı.
2005 yılında kurulan Cemal Reşit Rey İstanbul Türk Müziği topluluğuna ses sanatçısı olarak katıldı. 2006 yılında Kültür Bakanlığı İstanbul Devlet Türk Müziği korosuna girdi.
İstanbul Radyosu klasik kemençe sanatçısı Derya Türkan ile evlidir.